Haber
 

Vahide Gördüm Edirne Subaşı Beldesi’nde misafirimiz oldu..

Bu sayımızda Türkiye’nin en sıcak insanlarının yaşadığı bir yere, Trakya’ya götüreceğiz sizleri...Çeltik tarlaları ile ünlü, Edirne’nin Meriç İlçesi’nin Subaşı Beldesi’ndeyiz...

 

Misafirimiz, Vahide Gördüm’ü almak üzere İstanbul’a hareketimiz yine günün ilk ışıklarıyla oldu. Vahide Hanım’ı aldıktan sonra Edirne’ye doğru yola çıktık. 3 saatlik bir seyahatten sonra, Uzunköprü girişinde bizi bekleyen Uzunköprü Servisimiz Hüseyin Tülü ve ailesi ile buluşarak , Trakya Bayimiz Mustafa Mercan’ın Uzunköprü’deki ofisine gittik...

Vahide Gördüm, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra evlenmiş ve profesyonel iş hayatına Ankara Sanat Tiyatrosu’nda başlamış. 12 yaşında bir kızı olan Vahide Hanım, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalışırken, Devlet Tiyatrosu sınavlarına girerek, Adana Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başlamış. 2003 yılında özel sebeplerden dolayı istifa edince, Altan Erkekli’den gelen bir telefon üzerine “Bir İstanbul Masalı” seçmelerine girmiş ve kazanmış... “Bir İstanbul Masalı” dizisinde, üzerinde basma elbisesi, ceketi ve ayağındaki kısa çorapları ile özverili bir anne, vefakar bir eş ve sadakatli bir hizmetli karakteri Suzan ile bizleri büyüledi. Şimdi ise, “Hırsız Polis” dizisinde, eski bir konsomatris olan Fulya karakteri ile izlediğimiz Vahide Hanım ile, Subaşı Beldesi’ne yaptığımız gezi oldukça keyifli ve eğlenceli geçti.

 

Vahide Hanım’a anlayışı ve mütevazılığı için NHT Yâren Ekibi olarak çok teşekkür ediyoruz.

 

Edirne’de hava çok güzel ve sıcak... Baharın geldiğini müjdeleyen kuş cıvıltıları insanı inanılmaz rahatlatıyor...

 

3 saatlik yorucu ama keyifli bir seyahatin sonunda, bayimiz Mustafa Mercan’ın ofisindeyiz... Biraz dinlenip, birer çay içtikten sonra Subaşı Beldesi’nde bizi bekleyen Topçu Ailesi’ne gitmek üzere yola çıkıyoruz. Beldenin hanımları, tek tip kıyafetleriyle karşılıyor bizleri.

 

 

“Çiftçiliği severek yapıyoruz...”

Topçu Ailesi’nin tüm fertleri çiftçilik ile uğraşıyor. Aynı zamanda Subaşı Beldesi’nin Belediye Başkanlığı görevini yürüten İbrahim Topçu ve Ablası Rahime Künteci “Doğduğumuzdan beri çiftçilik yapıyoruz. Annemiz ve babamızdan devir aldığımız çiftçilik mesleğini de çok seviyoruz” diyorlar.

 New Holland TM 155, TM 130 ve 2 tane TD 95 traktöre sahip olan İbrahim Bey, “1000 dönüm çeltik ekiyoruz, bunun 600 dönümü kendimize ait. Geri kalan 400 dönümünü de başkalarından alıp işletiyoruz. 100 dönüm buğday, 200 dönüm de ayçiçeği ekiyoruz. 1000 dönümlük bir çeltik tarlasından elde ettiğimiz mahsül yaklaşık 850 ton civarında” diyor. Topçu Ailesi’nin, o civarda mavi New Holland traktörünü ilk alanlar olduğunu belirten Rahime Hanım, “1996 yılından beri NH Traktörleri ile çalışıyoruz ve New Holland Trakmak ile birlikte olmaktan çok mutluyuz” diyor. Gündüzleri Belediye’deki görevinin başında bulunan İbrahim Bey, “Geceleri traktörüme atlayıp, tarlada çalışıyorum. İşimin başındayım hep. Sağolsun ablam da bana çok yardımcı oluyor” diye ekliyor.

 

 

Vahide Hanım ile hemen sohbete başlayan hanımlarla birlikte yürüyerek Belde’nin Belediye Başkanlığını yürüten çiftçimiz İbrahim Topçu’nun makamında alıyoruz soluğu... Başkan çaylarımızı söylerken, Vahide Hanım da başkandan belde ile ilgili bilgi almaya başlıyor...

 


Bizi karşılayan hanımların başlarına örttükleri örtüler dikkatini çekmiş Vahide Hanım’ın; “Sanırım belde halkının çoğu Bulgar Göçmeni” diyor. İbrahim Bey’de başlıyor anlatmaya: “Benim annem ve babam, burada dünyaya gelmişler ama dedemin dedesi Bulgaristan’da dünyaya gelmiş, daha sonra buraya göç etmişler. Doğru düşünmüşsünüz, buradaki halkın çoğu Bulgar Göçmenidir.”

 Sohbemiz keyifle devam ederken, çaylarımız geliyor. Trakya insanı bir başka oluyor... Mavi mavi gözler, beyaz tenler... Hepsi cıvıl cıvıl ve çok sıcak kanlı insanlar...

  Vahide Hanım tabii hemen sosyal faaliyetleri de soruyor başkana, “Bizim beldemizde sadece ilköğretim var. Okulumuzda elimizden geldiğince, sosyal etkinlikler yapıyoruz ve bu etkinliklere halkımızı ve çocuklarımızı da dahil ediyoruz. Okuldaki çocuklarımıza, hediyeler dağıtıyoruz.

 Çok iyi bir forlklor ekibimiz var. Edirne Şenlikleri’nde ekibimizle birlikte gösteri sergiliyoruz” diyor İbrahim Topçu...

 2500 kişilik bir nüfusa sahip olan beldenin geçim kaynağı tabii ki tarım... Ancak şu anda Meriç Nehri’nin taşması sonucu sular altında kalan tarlalardan suların çekilmesi bekleniyormuş. “Beldemizde çeltik, ayçiçeği ve buğday üretiliyor ancak, çeltik ekimi daha çoktur. Çünkü çeltik tarlaları iş sahaları açıyor halkımıza. Ancak Bulgaristan barajlarında biriken suları arasıra salmak zorunda kalıyor ve bu yüzden Meriç taşıyor. Biz şu anda tarlalardan suların çekilmesini bekliyoruz. Nehir yatağı temizleme işlemleri halen devam ediyor” diye ekliyor İbrahim Bey...

 

Çeltik tarlalarından bahsederken, Vahide Hanım’dan bir soru geliyor başkana yine:

 

“Sizin tarlalarda baldo pirinç mi yetişiyor, yoksa normal pirinç mi? Ya da baldonun diğer piriç çeşitlerinden ne farkı var?”

 “Biz buraları yaklaşık 15 yıldır ekiyoruz. Yıpranan topraklarda baldo pirinç yetişmez. Baldonun farkı tohumundan kaynaklanıyor. Aslında toprağı bırakıp biraz dinlendirmek lazım ama yapamıyoruz. Gübreyi biraz fazla atıyoruz ve yine çeltik tarlası olarak kullanıyoruz” diyor İbrahim Bey...

 “Çeltik tarlasında yapılan işlemlerden bize biraz bahseder misiniz?” diye soruyor Vahide Hanım.

 Başkan da büyük bir heyecanla anlatmaya başlıyor: “Şuanda ovadaki bütün tarlalarımızı su bastı . Sular çekildikten sonra, tarla tava girecek. Toprak kurumaya bırakılacak. Daha sonra toprak sürülecek ve goble dediğimiz bir işlem gerçekleştirilecek. Daha sonra da tesfiye yapılacak, ardından su salınıp tohum saçılacak. Üç gün sonra kurutmaya alınacak ve çeltik yeşermeye başlayacak.”

Bu güzel ve keyifli sohbeti yarıda kesip, İbrahim Bey’in ablası Rahime Hanım’ın bizler için hazırladığı lezzetli yemekleri yemek üzere eve geçiyoruz. Rahime Hanım’ın çeşit çeşit hazırladığı yemekler, hamur işleri ve tatlılar iştahımızı iyice kabartıyor... Bu lezzetli yemeklerin tatları damağımızda fotoğraf çekimleri için çeltik tarlasına gidiyoruz. Fotoğraf çekimlerimizi, Vahide Hanım’ın özverili ve mütevazı çalışmasıyla tamamlıyoruz. Daha sonra Subaşı Beldesi Köylüleri’nin bizleri dört gözle beklediği köy kahvesine geçiyoruz... Bizleri güleç yüzleri ile karşılayan köylülerimiz ile sohbetimiz hemen başlıyor...

 Subaşı Beldesi Köylüleri: Beldemizi beğendiniz mi Vahide Hanım?

 Vahide Gördüm: Evet çok beğendim. Sizler de sağolun bizi çok güzel karşıladınız. Çok sıcak kanlı insanlarsınız.

 Subaşı Beldesi Köylüleri: Dizi çekimleri için buraya da gelirseniz çok seviniriz.

 Vahide Gördüm: Tabii ben iletirim yapımcılarımıza. Bunun kararını maalesef bizler veremiyoruz. Ama söz yapımcılarımıza söyleyeceğim bunu...

 Subaşı Beldesi Köylüleri: Vahide Hanım, dizilerinizi zevkle izliyoruz. Sizi seyrederken yorgunluğumuzu atıyoruz, dinlendiriyorsunuz bizleri...

 Vahide Gördüm: Sağolun. Ama tabi benim asıl işim tiyatro. Tiyatroyu daha çok seviyorum ama televizyon işini de para kazanmak, yaşamak için yapıyorum.

 Subaşı Beldesi Köylüleri: İstanbul’da nerede oturuyorsunuz?

 Vahide Gördüm: Ortaköy’de oturuyorum. Tarihi olarak İstanbul çok güzel bir şehir. Ama İstanbul’da yaşarken bunu hiç farketmiyorsunuz.

 Subaşı Beldesi Köylüleri: 20 yıl önce İstanbul İstanbul gibiydi. Şimdi çok değişti. Çarpık yapılaşma, göç yüzünden çok karıştı. Altyapı sorunları çok var. İstanbul’un güzel yerleri var ama şimdi İstanbul eski İstanbul değil.

 

Vahide Gördüm: Siz burada yaşamaktan, burada olmaktan memnun musunuz ?

 

Subaşı Beldesi Köylüleri: Biz çok memnunuz. Şehre bile gitmiyoruz. Burada daha huzurluyuz. Gece canımız sıkıldığında, sokağa çıkıp dolaşabiliyoruz, İstanbul’da ya da büyük şehirlerde çıkıp dolaşamazsınız.

 

Vahide Gördüm: Tabii insanın bir yere ait olma duygusunun olması çok güzel birşey. Köklerinin olduğu yerde olmak, insana huzur verir.

 Subaşı Beldesi Köylüleri: Dizi çekmek çok mu zor?

 Vahide Gördüm: Dizi çekmek, tabii ki çok zor. Programı çok ağır oluyor. Geceniz, gündüzünüz belli olmuyor. O yüzden hayatınızdaki insanlara zaman ayırmanız zorlaşıyor. Ben en ufak bir zaman dilimini bile kızımla ya da eşimle geçirmeye çalışıyorum. Siz televizyon ekranlarında 3 kişi görüyorsunuz, ama kameranın arkasında 60 kişi çalışıyor. O anda, biri ışık tutuyor, biri mikrofon tutuyor. Bir tek sahneyi iki - üç kez çektiğimiz oluyor. Dolayısıyla insan yoruluyor. Ama olsun yine de seviyorum. Bir İstanbul Masalı’nı çekerken 7 kez ağladım. Çekiyoruz, bir daha çekeceğiz diyorlar. Tekrar, tekrar ağlıyorum. Biz ağlamak için ilaç da kullanmıyoruz. Her işin zorluğu var. Sağlıklı olduktan sonra çalışmak çok güzel, yeter ki utanmayacağımız işler yapalım.

 

 

“2005’te cirosu en yüksek 3. bayi seçildik...”

 

1994 yılından beri New Holland Trakmak Bayisi olan Mercan Otomotiv, Trakya’da bulunan iki bayiden bir tanesi. Hem ekipman, hem de traktör bayiliği yapan firma, geçen yıl cirosu en yüksek 3. bayi olmuş. Mercan Otomotiv’in sahibi Kerami Mercan’ın yeğeni olan Mustafa Mercan, “Trakmak ile çalışmaktan, çok memnunuz. Traktörde de çok iyi satışlarımız var. Satış sonrası, müşteri memnuniyeti çok zor ama biz bunun için çok çalışıyoruz. Bölgemizde markaya olan bağlılığın oturması için çaba gösteriyoruz. Tabii ki, insanlar arkalarında Koç Grubu gibi büyük bir firma olduğunda kendilerini daha rahat hissediyorlar” diyor.

 

Bu bölgede çeltik tarlaları çok olduğu için 100 BG’in üzerinde traktör sattıklarını kaydeden Mustafa Bey, Mercan ailesinin gıda sektöründe de çalıştığını belirtiyor. “Mercan Ailesi’nin iki tane çiftliği, çiftliğimizde kullandığımız TD 95’imiz var. 3000 dönüme yakın arazimiz var. Buğday ve ayçiçek ekiyoruz. Kerami Bey tüm işleriyle birebir ilgilenir. O da Trakya’nın en başarılı işadamlarından biridir” diyen Mustafa Bey, evli ve 16 yaşında bir oğlu, 11 yaşında bir kızı var.

  

 

Yaptığımız bu hoş geziden hemen sonra İstanbul'a dönüş yolunda Vahide Gördüm'ü Vahide Gördüm'den dinledik...

 

“İzmir doğumluyum, Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi, Tiyatro Bölümü'nü bitirdim. Aslında ben, tiyatro oyunculuğunu çok sevmeme rağmen, kendi kişiliğime yakın bulmuyordum. Gözönünde olamam, oraya çıkıp bir cümle söylemek için çok birikimim olması lazım diye düşünürdüm. Halbuki kendini yetiştirmiş, okuyan ve yazan bir genç kızdım. İktisat bölümünde okurken, tiyatro sınavlarına girdim ve sınav birincisi olarak kazandım. Okul birincisi olarak da mezun oldum. Ama şunu anladım ki, ben sahnede gerçekten çok farklıyım. Bunu sevgili hocam Özdemir Nutku da farketti ve bunun üzerine gitti. Herkes oldum derken ben sürekli kendimle uğraştım.

 

1991 yılında okulu bitirirken, aynı yıl evlendim. Eşim Altan Gördüm o dönemde Ankara Sanat Tiyatrosu'nun oyuncusuydu.Ben de dolayısıyla orada ilk profesyonel hayatıma başladım. Orada sahne bilgisi ve hareket eğitmenliği yaptım. 1994 yılında kızımız dünyaya geldi. Ankara Sanat Tiyatrosu'nun bir çok oyununda görev aldım. Bu arada 1999 yılında Devlet Tiyatrosu'nun sınavına girdim.Adana Devlet Tiyatrosu'nda çalışmaya başladım. Ayrıca, Ankara Sanat Tiyatrosu'nda görevim devam ediyordu. Adana'dan geldiğim günlerde, bir günlüğüne bile olsa turneye gidiyordum. 2003 yılında Adana Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ettim. Hemen arkasından Altan Erkekli'nin telefonuyla, İstanbul Masalı'nın seçmelerine katıldım. O seçmelerde aslında tipim çok avrupai gelmişti. O karakter için fazla genç duruyordum.Ama deneme çekimlerinde, rolü ben aldım. İstanbul Masalı macerası başladı. İlk yılımda kızımla eşim Ankara'da ben İstanbul'da bir otelde kaldım.Zor bir dönemdi benim için, tiyatrodan ve ailemden ayrı kalmıştım. Daha sonraki yıl onlar da İstanbul'a geldiler ve yaklaşık 3 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Şu anda Hırsız Polis adlı dizide oynuyorum. Gelecek sezon, Rutkay Aziz ile birlikte, sanıyorum Altan Erkekli ve Cezmi Baskı'nın da olduğu bir projeyi gerçekleştireceğiz. Ankara Sanat Tiyatrosu adına İstanbul'da "Zorba" adlı oyunu sergileyeceğiz. "Anlat İstanbul" filminde oynadım.Sinema oyunculuğunu öğrenmekten çok mutluyum. Yaz sezonu boyunca bir çok proje geldi. Ancak iki tanesini ciddi olarak inceledim. Bir yıla yayılan bir reklem filminde oynamaya başlayacağım. Onun da oyunculuğu çok farklı. Tiyatroda olmaktan çok mutluydum, ama böyle bir geçiş hiç fena olmadı. Kamera oyunculuğunu öğrendim, çünkü tiyatro oyunculuğundan çok farklıdır o. Daha önce kameradan çok korkardım. Ama bu tecrübelerle iyi bir kamera oyuncusu olduğumu öğrendim."

 Afiyet Olsun

 Ev sahibimiz İbrahim Topçu’nun ablası Rahime Hanım’ın bizler için yaptığı bir çok lezzetli yemek vardı. Ancak yediğimiz açma ve poğaçanın tadı pastanelerde yediğimiz açmanın ve poğaçaların aynısıydı... Vahide Hanım’ın da aldığı açma tarifini bizler de sizlerle paylaşmak istedik....
“Vereceğim tarif bir tepsilik... Un, bir bardak sıvı yağ, yumurtanın beyazı içine, sarısını üzerine sürmek için ayırıyoruz. Üç bardak su, bir paket yaş mayayı ve mahlepi hamur haline getiriyoruz. Hamur kabardıktan sonra, yumruk büyüklüğünde kopardığımız parça hamurun içine bir parça kata yağ koyup tekrar kabarmaya bırakıyoruz. Sonra yumruk büyüklüğündeki ikinci defa kabarmış olan hamurları açma şekli veriyoruz ve tepsiye sıralıyoruz. Üzerine, ayırdığımız yumurtanın sarısını sürüp, susam ekiyoruz ve fırına yerleştiriyoruz. Üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.

 
  Bugün 36733 ziyaretçi (70205 klik) kişi burdaydı! Mercan Otomotiv -Kesan  
 
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol